Language

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa arrow Direniş
Direniş
Cihad / Cihad Nedir? PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 18 Ocak 2007

Çalışmak, uğraşmak, çabalamak, gayret sarfetmek.

İslâm’
ın yükselmesi, korunması ve yayılması için her türlü çalışmada bulunmak, uğraşmak, gayret sarfetmek ve bu yolda sıcak ve soğuk savaşa girmektir. Daha açık bir ifade ile Allah (c.c.) tarafından kullarına verilmiş olan bedenî, malî ve zihnî kuvvetleri Allah yolunda kullanmak, o yolda feda etmektir. İnsanın maddî-manevî bütün varlığını Allah yolunda ortaya koyarak Hakk’ın düşmanlarını ortadan kaldırmak için savaşması "cihad"dır. İslâm’da cihad farzdır. Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyuruyor: "Hoşunuza gitmese de düşmanla savaşmak üzerinize farz kılındı" (el-Bakara, 2/216). "Herhangi bir fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla çarpışın " (el-Bakara, 2/193). "Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kişilerle savaşınız" (et-Tevbe, 9/29); "Sizinle toptan savaştıkları gibi siz de müşriklerle savaşınız. " (et-Tevbe, 9/36). Hz. Peygamber (s.a.s.)’de "Cihad kıyamete kadar devam edecek bir farzdır" (Ebû Davûd, el-Cihad, 33) buyurmuştur.

Yalnız, bu farz bazı hallerde farz-ı ayın; bazı hallerde ise farz-ı kifayedir. Müslümanlar içinden sadece bir grup cihadın gayesini gerçekleştirebiliyor, müslümanların yurt, mal, ırz, namus ve haysiyetlerini düşmanlara karşı koruyabiliyorsa o taktirde cihad farz-ı kifaye olmuş olur ve diğer müslümanların üzerinden sorumluluk kalkar. Şayet fert fert gücü yeten her müslümanın düşmana karşı koyma gereği varsa o zaman farz-ı ayın olur; herkesin bizzat cihâd etmesi icab eder.

Bu yazıyı tavsiye edin

 
Filistin Cihadının Stratejik Yönü PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 18 Ocak 2007

Filistin’in bağımsızlığı için sürdürülen mücadele çerçevesinde gerçekleştirilen eylemleri tenkit edenlerden bazılarının da meseleye stratejik yönden yaklaştıklarını ve: "Bu eylemlere belki ilkesel açıdan bazı dayanaklar bulabilirsiniz ama stratejik yönden yanlıştır" dediklerini gördük. Bunu söylerken ileri sürdükleri gerekçelerse bu eylemlerin dünya kamuoyu nezdinde tenkitlere yol açması ve İsrail’in Filistinliler üzerindeki baskı ve şiddetinin daha da artmasıydı. Oysa olaya stratejik yönden yaklaşanların o eylemlerin stratejik hedeflerini de bilmeleri gerekirdi. İnsanların bazıları organik olarak miyop hastalığına yakalandıkları gibi bazıları da zihinsel olarak bu hastalığa duçar olabilmektedirler..

Yani uzak hedefleri göremediklerinden hemen önlerine çıkan gündelik olaylara bakarak hüküm vermeye kalkışıyorlar. Oysa her şeyi gündelik sonuçlara göre ele alacak olursak, Allah korusun, cihadı bile gereksiz görme aşırılığına düşebiliriz. Çünkü her cihadda mutlaka birtakım musibetler, zararlar başa gelecektir. Bosna - Hersek Müslümanları Sırplar karşısındaki cihadlarında az mı kayıp verdiler? On binlerce kadının ırzına tecavüz edilmesi olayını gerekçe göstererek Bosna - Hersek Müslümanlarının Sırplara karşı cihada girişmekle stratejik açıdan büyük yanlışlık yaptıklarını ileri sürmek doğru olur mu? Aynı şeyi Çeçenistan ve Afgan cihadı açısından da düşünebiliriz.

Bu yazıyı tavsiye edin

 
Çocukların Öldürülmesi PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 18 Ocak 2007

Kutsal Filistin topraklarının siyonizm kirinden temizlenmesi ve buraların gerçek İslami kimliğine kavuşturulması için İslami gayelerle ve İslam fıkhının koymuş olduğu ölçüler dairesinde yürütülen kutsal cihada tenkitler yöneltenler önce "siviller öldürülüyor" iddiasıyla yola çıktılar. Filistin topraklarına yerleştirilen siyonist yahudiler için "sivil" kavramının söz konusu olmadığı, o topraklarda işgale katılmanın aynı zamanda savaşa katılmak anlamına geleceği ve görüşleriyle bile düşmana yardımcı olan herkesin savaşta hedef alınmasına fıkhen cevaz olduğu gözler önüne serilince bu kez "çocuklar öldürülüyor" gerekçesinin arkasına sığınmaya başladılar. Bir dayanaklarının geçersizliğinin ortaya konmasından sonra kendilerine ikinci bir dayanak aramaları siyonist işgale karşı yürütülen haklı mücadeleyi haksız gösterme gayretkeşliğinden mi kaynaklanıyordu bilmiyoruz. Ama biz yine de bu yöndeki itirazlarına fıkıh kaynaklarından cevap vermeye çalışacağız.

Bu yazıyı tavsiye edin

 
Siviller Kimlerdir? PDF Yazdır E-posta
Salı, 16 Ocak 2007

Filistin’deki cihada yöneltilen tenkitlerin en önemli yanını da eylemlerde sivillerin öldürüldüğü iddiası teşkil etmektedir. Bu iddia karşısında aslında: "Siviller kimlerdir?" sorusunu değil de: "Savaşta kimler suçlu, kimler suçsuzdur. Kimlerin hedef alınması caiz kimlerin hedef alınması caiz değildir" sorusunu sormamız gerekir. Fakat sürekli "sivil" kavramı gündeme getirildiğinden bu soruyla başlamayı uygun gördük. Ancak bu soruya cevap vermeden önce, Filistin’de varlık mücadelesi sürdürenler üzerinde siyonist işgalcilerin zulüm ve baskılarını görmezden gelerek, İsrail’in teröre maruz kaldığını ileri sürenlere sormak istiyorum: Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında yahudi komutan Ariel Şaron’un gözetimi altında hıristiyan Falanjist militanlar tarafından öldürülen binlerce kadın ve çocuk, Hz. İbrahim camisinde secdeye vardıklarında öldürülenler, Mescidi Aksa‘da öldürülenler ve daha yüzlerce saldırıda vahşice katledilenler neydi? Üstelik bu insanlar vatanlarına sahip çıktıkları için, ötekiler ise haksız bir şekilde gerçekleştirdikleri işgal ve gasptan vazgeçmedikleri için öldürülüyorlar.

Bu yazıyı tavsiye edin

 
İntihar mı İstişhad mı? PDF Yazdır E-posta
Salı, 16 Ocak 2007

Bilindiği üzere cihad yaşanılan dönemin şartlarına ve gereklerine göre yapılır. Nitekim Resulullah (s.a.s.) bir hadisinde: "İyi bilin ki kuvvet atmaktır" diye buyurmuştur. (Bu hadisi Müslim, İmare 168′de; Ebu Davud, Cihad 23′te; Tirmizi, Enfal suresi tefsirinde; İbnu Mace, Cihad 19′da; Darimi, Cihad, 14′te; İbnu Hanbel, 4/157′de rivayet etmiştir.) İlim adamları bu hadisi, savaşı yaşanılan çağın gereklerine ve şartlarına göre yapmak gerektiği şeklinde yorumlamışlardır. Bu bütün cihadi ameller için geçerlidir. Bu itibarla savaşta yasaklar sınırının aşılmaması şartıyla yaşanılan çağın gereklerine göre yeni metotlar geliştirilmesi mümkündür. Dolayısıyla bir metot geliştirilirken dikkat edilmesi gereken onun yasaklar dairesine girip girmediğinin tespit edilmesidir. Eğer bir fiilin benzeri Resulullah (s.a.s.) döneminde yapılmış ve itiraz edilmemişse o fiilin yasaklar dairesine girdiği söylenemez. Ayrıca bilmek gerekir ki, burada önemli olan esasta benzerliktir. Yoksa şekilde farklılık esastaki benzerliğe dayanan kıyası geçersiz kılmaz.

Bu yazıyı tavsiye edin

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 18