|
Pazartesi, 29 Ocak 2007 |
Bu sıralarda ABD, yönünü tamamen Filistin'e çevirmiş durumda. İsrail'in arzuladığı neticelere ulaşılması için şartları oluşturmaya çalışıyor. Bu amaçla hazırladığı bir "Yol Haritası" planı var. Ancak bu planın nasıl bir içeriğe sahip olduğu henüz net bir şekilde açıklanmadı. Onun öncesinde böyle bir planın kademeli şekilde ve İsrail'in işine yarayacak tarzda uygulanabilmesi için Filistin özerk yönetimi tarafında kadroyu oluşturmaya çalışıyor. İşte bu amaçla Arafat'tan başbakanlı hükümet modeline geçmesi istendi ve hatta bu konuda dayatma yapıldı. Onun ötesinde başbakanın ismini de kendileri belirlediler: Ebu Mazin diye bilinen Mahmud Abbas. Arafat da sonuçta dayatmalara boyun eğerek Ebu Mazin'i başbakan adayı tayin etti ve hükümeti oluşturmasını istedi. Ebu Mazin birkaç hafta süren çalışmalarının sonunda hükümet listesini oluşturdu ve Arafat'a takdim etti. Arafat'ın listeye bazı itirazları vardı. Ancak daha sonra bu itirazlar ve ihtilaflar özellikle bir isim üzerinde yoğunlaştı: Muhammed Dahlan. Ebu Mazin, Muhammed Dahlan'ı içişlerinden sorumlu devlet bakanı yapmak istiyordu. İçişleri bakanı makamına ise herhangi bir isim tayin etmeyerek bu makamı kendi uhdesine almayı düşünüyordu. Bu, aslında İçişleri bakanı olmasının kesinlikle kabul edilmeyeceğini tahmin ettiği Muhammed Dahlan'a bu makamın teslim edilmesi için bir ara formül olarak düşünülmüştü. Belli ki Ebu Mazin göstermelik olarak onu devlet bakanı yapacak, ama İçişleri bakanlığına ayrıca bir isim tayin etmeyeceği için bu makamla ilgili tüm işleri ve yetkileri ona devredecekti. Arafat ise bu formüle itiraz etti ve İçişleri bakanlığına mutlaka bir isim tayin edilmesini istedi. Dahlan'ın da içişlerinden sorumlu devlet bakanı yapılmasına itiraz etti.Bu yazıyı tavsiye edin
|
|
|
Cumartesi, 06 Ocak 2007 |
31 Temmuz 2001 Salı günü siyonist vahşilerin saldırılarına maruz kalarak şehit olanlar arasında yer alan Cemal Abdurrahman Muhammed Mansur, HAMAS'ın Nablus'taki resmi sözcülüğü görevini yürütüyordu. Saldırıya maruz kalan büronun da sorumlusuydu. Direnişçi ve tavizsiz kişiliği ile ün salan Cemal Mansur, 25 Şubat 1960 tarihinde Nablus'un kuzeyindeki Balata mülteci kampında dünyaya gelmişti. Muhasebe ve iş idaresi alanında yüksek öğrenim yapmıştı. Bu yazıyı tavsiye edin
|
|
|
Cumartesi, 06 Ocak 2007 |
|
Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS)'ın öncülüğünde intifada hareketi başlatılınca Bilâl Zuheyr bu harekete ilk katılanlar arasında yer aldı. Bilâl'in siyonist rejime karşı mücadelede biraz tecrübesi de vardı. İntifadada sürekli ön saflarda yer alarak çevresindeki arkadaşlarına ışık tutuyor, onların önünde bir örnek oluyordu. Siyonist işgalcilerden korkmak diye bir şey bilmiyor ve bu korkusuzluğunu her hareketinde ispat ediyordu. Nablus'un gençleri onun mücadelesinden ve direnişinden cesaret alıyorlardı. Onun cesaretlendirdiği gençlerin ellerinde Nablus'un taşları birer bomba olup siyonist işgalcilerin başlarında patlıyordu. Bilâl'in bölgesinde herhangi bir eylem gerçekleştirilip de onun iştirak etmediği haller çok nadirdi. Arkadaşlarına bir eyleme çıkıp da kendisini çağırmadıkları takdirde Allah'ın huzurunda kendilerinden hesap soracağını ısrarla söylüyordu. İntifadanın başlamasından sonra oturduğu mahalle ilk şehidini verince Bilâl bütün mahalle halkını ayağa kaldırarak şehitlerine karşı son görevlerini yerine getirmelerini istemişti. O ilk şehidin cenazesinin teşyiinde üzerine "lâ ilâhe illa'llah" yazılı Filistin bayrağını ilk kaldıran da Bilâl olmuştu.
Bu yazıyı tavsiye edin
|
|
|
Cumartesi, 06 Ocak 2007 |
|

Filistin'in bağımsızlık mücadelesinde şehid edilenlerin hepsi İsrail askerlerinin veya polislerinin yahut onların koruması altındaki sivil görünümlü yahudi yerleşimcilerin attığı kurşunlarla öldürülenler değil. Bunların yanı sıra Shin-Bet diye bilinen ölüm mangalarının işkenceleri altında can verenler de hayli yekûn teşkil ediyorlar. İsrail'deki insan hakları örgütlerinden Betselim'in verdiği bilgilere göre intifadanın başladığı Aralık 1987'den Şubat 1995'in sonuna kadar işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail askerleri tarafından öldürülen Filistinlilerin sayısı 2405'i buldu. Bunların 35'ini de işkenceyle öldürülenler oluşturuyor. Bu rakamların ne kadar gerçeği yansıttığını bilmiyoruz. Ama her haliyle İsrail'deki vahşeti gözler önüne seriyor.. Benim konuşmacı olarak katıldığım bir açık oturumda, İsrail'e muhabbetiyle tanınan bir Türk (yani Türkiyeli) yazar İsrail'i "Ortadoğu'nun tek demokratik ülkesi" olarak tanıtmıştı. Demek ki bu demokrasi ne menem şeyse her tarafa çekilebiliyor. Öyle ki insanlık açısından utanç verici vahşet manzaraları sergileyenler bile bulundukları bölgenin en hatta tek demokratları olabiliyorlar! Bu yazıyı tavsiye edin
|
|
|
Cumartesi, 06 Ocak 2007 |
HAMAS'ın askeri kanadının el-Halil komutanı olan, işgal güçlerinin cinayetlerine verilen hızlı cevaplardaki rolünden dolayı "hızlı cevap komutanı" unvanıyla anılan Abdullah Abdülkair el-Kavasime 1960'ta Batı Yaka'nın el-Halil şehrinde dünyaya geldi. Liseyi bitirdikten sonra 1982'de el-Halil Üniversitesi'nin İslami İlimler bölümüne girdi. Ancak ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı üniversite eğitimini tamamlayamadı. Aslen Nabluslu olan ve el-Halil Üniversitesi'nden mezun, halen de el-Halil'de İslami Hayır Kurumu'na bağlı bir şer'i okulun müdireliğini yapan Fethiye el-Kavasime ile evliydi. Altı oğulları ve bir kızları var. Abdullah el-Kavasime 1992'de işgalciler tarafından Güney Lübnan'ın Mercu'z-Zuhur bölgesine sürgün edilen 417 kişi arasında yer aldı. Bu sürgün sebebiyle bir yıl süreyle Mercu'z-Zuhur'da kaldı. Bu yazıyı tavsiye edin
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 26 |