|
Çarşamba, 24 Ocak 2007 |
Siyonist Hareketin Kuruluşu Siyonizm politik bir hareket olarak 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır. İlk etapta Siyonizm diasporadaki Yahudilerin durumunun iyileştirilmesi ve „geri dönüş“ fikrinden ibaretti. „Halkı olmayan bir ülkeyi, ülkesi olmayan bir halka devredin...“ diyen Israel Zangwill Filistin’de Arap varlığını inkar eden Siyonist hareketin tavrını açıkça ortaya koymaktadır. Filistin topraklarında hak iddia eden Yahudiler, bölgenin en eski yerleşik toplumunun kendileri olduğunu ve Kitab-ı Mukaddes’in Yahudilerin Filistin’e geri dönüşünü haber verdiğini ileri sürerek Filistin’de bir Yahudi devleti kurmaya yönelik olarak başlayan Siyonist hareketi meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar.Bu yazıyı tavsiye edin
|
|
|
Salı, 16 Ocak 2007 |
|
Bugün yeryüzünde çok sayıda bağımsız devletin varlığına inanılmaktadır. Fakat bu devletlerin yöneticilerinin kendi ülkelerini ve halklarını ilgilendiren basit konularda bile kendi bağımsız iradeleriyle karar vermekte zorlandıklarını görürsünüz. Bir önemli husus da şudur: Bilindiği üzere çağımızda demokrasi adeta bütün insanlığa mal edilmiş bir "siyasi din" haline getirilmiştir. Hatta demokrasi çağımız siyasetinin a priorisi yani öncülüdür.Bu yüzden demokrasinin de, tıpkı aklın a priorileri gibi muhakemeden ve tartışmadan uzak tutulması gerektiğine inanılır. Oysa birçok ülkede halkın büyük bir çoğunluğunun seçtiği ve istediği kişiler bir türlü yönetime gelemezler. Bunlardan bazıları işin içine girdiğinde kendilerine sunulan demokrasinin sadece bir seraptan ibaret olduğunu fark ederler. Bazıları Cezayir'de olduğu gibi yönetime talip olurken kendilerini zindanda bulurlar. Bazıları da yönetime gelseler bile iktidara gelemezler. Siyaset meydanlarında prim yapmak için savunduklarına karşı en başta onların kullanıldığına şahit olursunuz. Bütün bunları görünce bir "derin devlet" gerçeği karşınıza çıkar. Aslında bu "derin devlet" gerçeği sadece lokal veya ulusal değildir. "Derin devlet" gerçeğinin global yönünün, lokal yönüne baskın olduğunu unutmayalım. Bu yüzden günümüz dünyasını karıştıran gizli ellerin sahiplerini tanımak için araştırma yapanlar bir "Dünya Derin Devleti"yle veya "Gizli Dünya Devleti"yle karşılaşmışlardır. Bu yazıyı tavsiye edin
|
|
|
Salı, 16 Ocak 2007 |
Geçtiğimiz ay dünyada en çok konuşulan konu siyonistlerin Filistin topraklarında sergiledikleri vahşet oldu. Ne yazık ki insanlık da bu vahşet karşısında iyi bir imtihan veremedi. Dünyaya hükmetme iddiasındaki ABD, bütün insani değerleri ayaklar altına alarak bu vahşete açıkça destek verdiği gibi yardımcı da oldu. ABD dışındaki ülkeler ise yer yer vahşete karşı tepkilerini dile getirdilerse de vahşetin önüne geçmek için aktif olarak ele avuca gelir bir şey yapmadılar. Zaten siyonist saldırganların bu derece cüretkar davranmalarının sebebi de işte bu aymazlık ve etkisizlikti. Duyarlı kitleler vahşete karşı muhtelif şekillerde tepkilerini dile getirdiler. Ancak onların tepkilerinin işgalci saldırganlar üzerinde bir yaptırım gücü yoktu. Dolayısıyla bu tepkiler vahşeti önlemeye yetmedi. Fakat bu durum tepkisiz kalınmasını haklı kılacak bir gerekçe değildir. İnsani değerlere saygılı olanların vahşet karşısında başka hiçbir şey yapamasalar bile tepkilerini dile getirmeleri gerekir. Bu, vahşeti önleme açısından bir etki gösteremese de tepkisiz kalınmasından iyidir. Biz bu hususlara vurgu yaptıktan sonra siyonist saldırganların 29 Mart 2002 tarihinde başlayan vahşi saldırıları hakkında genel bilgiler vermek ve bazı değerlendirmeler yapmak istiyoruz.Bu yazıyı tavsiye edin
|
|
|